EğitimYazılar

TAVASLI BEYİN CERRAHI İSMAİL TANER

 

Tavas-Yorga köyünden İsviçre Zürih ve Bern Üniversitelerine uzanan başarılı, umutlu, örnek bir hayat!

İsmail Taner, İsviçre’nin tanınmış beyin cerrahlarındandır. Dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in yetiştirdiği cerrahlardan biridir. Dr. Taner, Denizli-Tavas Yorga köyünde 1951 yılında doğdu. Yorga köyünde yoksul bir tütün üreticisi köylü ailesinin evladı idi. Tütün tarlalarından, sarı dikenlerin arasından yürüyerek hayatını yoktan var etti. Kimsenin hayal edemeyeceği kadar çok çalıştı, çok okudu, başarıdan başarıya koştu ve koşuyor.

Gönen Resim Sergisi, Soldan sağa: İsmail Taner, Hüseyin Seçmen, Nevin Orbay, Kemal Yalçın, Isparta, 1967

İsmail Taner 1964 yılında Isparta Gönen Öğretmen Okulu parasız yatılı sınavlarını üçüncülükle kazanarak okuma hakkını elde etmişti. Gönen Öğretmen Okulu’nun en çok okuyan, yıldız öğrencilerindendi. Süper bir beyni ve hafızası vardır. Cemal Süreyya’nın şiirlerini ezbere okur.

Ben 1963 yılında Gönen’de okumaya başlamıştım. İsmail ile 1964 yılında tanıştık. Tam 57 yıldan beri arkadaşız. Dostluğumuz hep mutlu anılarla doldu. 1964’lü yıllarda yeni gelen öğrencilere 5. ya da 6. sınıflardan bir öğrenci ağabeylik yapar, yol yordam gösterirdi. İsmail’e ve bana Tavas-Bahçeköy’den Arif Sabuncuoğlu ağabeylik yaptı. Arif Ağabey bize okuyacağımız kitapları, şiirleri veriyor, okuduktan sonra anlattırıyordu. Arif Ağabey daha sonra Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’na gitti, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Matematik Profesörü oldu. İsmail ve benim kitap okuma alışkanlığı kazanmamda çok etkili oldu. Kendisine saygı, sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.

Bize yol gösteren Tavas Bahçeköylü Arif Sabuncuoğlu (sağda) ve Kemal Yalçın (solda) 1 Mayıs 1965 günü Manastır Köyü ormanında. Fotoğrafı İsmail Taner Arif Ağabeyin makinasıyla çekmişti. Gönen, 1965

1964-1965 yıllarında ben Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Orhan Veli, Victor Hugo, John Steinbeck hayranıydım. İsmail ise Sabahattin Ali, Cemal Süreyya, Albert Camus, Jean-Paul Sartre, Dostoyevski hayranıydı. Okuduğumuz kitapları birbirimize anlatırdık. Ben o yıllarda şiir ve öykü yazmaya başlamıştım. Yazdığım şiirleri heyecanla İsmail’e okurdum.

Bana ve İsmail’e en çok Türkçe öğretmenimiz rahmetli Hüseyin Seçmen, din dersi öğretmenimiz rahmetli Aziz Üstün yol göstermişti.

İsmail okumayı çok seviyordu. Bazen başladığı bir romanı bitirmek için matematik sınavına hazırlanamaz, zayıf alırdı. Zayıf aldığında benim yanıma gelir, suç işlemiş gibi durur, “Gene zayıf aldım Kemal, ama gelecek yazılıda pekiyi alacağım, sana söz veriyorum,” derdi.

İsmail Taner, Mehmet Telim, Kemal Yalçın, Gönen, 1966

İsmail güzel ve akıcı konuşurdu. Güzel Konuşma Yarışması’nda ödül aldı. 1967 yılında  İsmail Gönen Öğretmen Okulu Münazara Ekibi üyeliğine, ben de başkanlığına  seçildik. Münazara ekibinde Abdullah Kılınç ve Ali Kocabaş da vardı. Ali daha sonra profesör oldu. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Başkanı oldu. Abdullah çok seçkin bir öğretmen oldu.

Ben 1968 yılında, İsmail ise 1969 yılında Yüksek Öğretmen Okulu’na gitme hakkını ve giriş sınavlarını kazandık. 1967 yılında Yüksek Öğretmen Okulu’nun hangi bölümüne gideceğimize, ileride ne olacağımıza karar vermemiz gerekiyordu. Annemizi, babamızı üç dört ayda bir görebildiğimiz için hayatımıza yön verirken kendimiz karar vermemiz gerekiyordu.

İsmail Taner, Kemal Yalçın, Yorga Köyü, 1966. (Bu fotoğrafı benim makinemle Rahmetli Mehmet Taner çekmişti.)

İsmail Taner ile okulumuzun arkasında yükselen Tınas dağına doğru yürüdük. Aylardan bahardı. Bademler çiçek açmıştı. Gönen ovası kanatlarımızın altındaydı. Hayatımızın en önemli kararlarını verecektik. Sözü ben açtım:

“İsmail, ben Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat bölümüne gideceğim, felsefeci olacağım,” dedim.

“İyi düşündün mü Kemal?” dedi.

“Düşündüm!”

“Kemal sen edebiyat bölümüne gidersen ben de fen bölümüne gideyim,” dedi.

“İyi düşündün mü İsmail?”

“Düşümdüm Kemal,  sen hem okumayı, hem yazmayı seviyorsun, ben ise sadece okumayı seviyorum. Sen edebiyatçı, felsefeci ol, ben de doktor olayım. İkimiz de insanlara hizmet edelim. Bak Kemal ikimiz de felsefesi, edebiyatçı olursak başımıza bir iş geldiğinde parasız kalırız. Sen yazmayı çok seviyorsun, yazmaya devam et,” dedi. İsmail daha sonra Ankara Tıp Fakültesi’ni seçti.

Bu konuşmadan sonra kararlarımızı verdik. Ben İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü, İsmail Taner de Ankara Yüksek Öğretmen Okulu ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdik. Ben felsefe öğretmeni, İsmail tıp doktoru oldu. Hayat benim başıma çeşitli zorluklar getirdi. En zor günlerimde İsmail daima yanımda durdu. Öğretmenlikten ayrıldığım günlerde hiç istemediğim halde cebime gizlice para koydu.

Yazarlık hayatımda da maddi ve manevi desteğini sundu. “İsmail yeter artık, yapma, ben de para kazanıyorum,” dediğim zaman, “Kemal ben sana Gönen’de ‘Sen edebiyatçı ol, yazar ol, ben doktor olayım, sana destek olayım,’ dedim. Sen daha çok yaz, gerisine karışma,” cevabını verdi.

İsmail Taner, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Bölümü’nde 1991 yılında beyin cerrahisi uzmanı oldu. 1990, 1992 ve 1993 yıllarında beyin cerrahisi alanında bilgi ve becerisini artırmak için İsviçre’ye, Zürih Üniversitesi’ne geldi, Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in yanında mikro cerrahi tekniğini ve Prof. Dr. Yaşargil’in ameliyat tekniğini öğrendi.

İsmail Taner’in evlatları: Sinan, Aylin ve Sara, 2011, St. Gallen

1994 yılında İsviçre’de Aarau Kanton Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölümün’de uzman beyin cerrahı olarak çalışmaya başladı. Bu arada Bern Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Tıp Fakültesi bitirme sınavlarını vererek “Dr. Med. = Tıp Doktoru” ve aynı üniversitede beyin cerrahisi uzmanlık sınavını vererek “Föderatio Medicorum Helveticorum   (FMH) = İsviçre Tıpta Uzmanlık Ünvanını” aldı.

Beyin ameliyatları bazen 10 saat, 14 saat sürüyordu. İsmail böyle yorucu ameliyatlardan çıktığı zaman, gece vakti bana telefon eder, “Kemal, bugün ameliyat çok uzun sürdü, yoruldum, haydi bana Mevlana’dan şiirler oku,” der, ben de ona Mevlana’dan, Cemal Süreyya’dan, Nazım Hikmet’ten Karacaoğlan’dan ve kendi yazdığım şiirlerden okurum.

Dört Gönenli: İsmail Taner, Fakir Baykurt, Ramazan Deniz, Kemal Yalçın, St. Gallen, 1995 (Foto: Daniela Taner)

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Almanya’ya geldim, siyasi mülteci oldum. 13 yıl Türkiye’ye gidemedim. Bu yıllarda Fakir Baykurt ile birlikte İsviçre’ye İsmail’in yanına giderdik. Dört Gönenli, Fakir Baykurt, İsmail Taner, Ramazan Deniz, Kemal Yalçın bir araya gelir, gelmişten geçmişten uzun uzun konuşur, dağlara çıkar, hasret giderirdik.

1993’ten 1998 yılına kadar yılbaşlarını İsviçre’de Dr. İsmail Taner’in evinde Fakir Baykurt, Ramazan Deniz, Daniela Taner ve Kemal Yalçın olarak beraber kutladık.

Fakir Baykurt 1996 Yılında NRW Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu Sonbahar Buluşmasına Dr. Taner’i ve Hanımı Daniela Taner’i davet etti. Dr. Taner İnsan Beyni, Daniela Taner ise iklim değişiklikleri ve çevre sağlığı konusunda konferans vermişlerdi.

1997-1998 yılbaşını Aarau’da İsmail Taner’in evinde kutlamıştık. Sonra hep birlikte Platus dağı doruğuna çıkmıştık. Karlı buzlu bir gündü. Bütün kuşlar Fakir Baykurt’un başına konmuştu.

Fakir Baykurt, Luzern, Pilatus Dağı Doruğunda, 30.12. 1997 (Foto: Kemal Yalçın)

Fakir Baykurt bana ve İsmail Taner’e daima yol yordam gösterdi, bize ağabeylik yaptı. Benim kitaplarımın tümünde Fakir Baykurt’tan, İsmail Taner’den izler vardır. Fakir Baykurt’un ruhu şad olsun! Kendisini saygı, sevgi ve şükranla anıyorum.

İsmail Taner benim vefalı, umutlu, çalışkan arkadaşımdır.

Sevgili İsmail, Gönen’de, Tınas dağının önünde 1967 yılında, 54 yıl önce birbirimize verdiğimiz sözü tuttuk. Tutmaya devam edeceğiz. Sana sağlıklı, mutlu uzun ömürler diliyorum.

Türkiye, İsviçre ve Dünya seninle birlikte daha güzel!

İyi ki varsın!

 

Bochum, 7.4.2021, Kemal Yalçın