Eğitim

Nazım Hikmet Sınıfımızda

Nazım Hikmet için çok çeşitli yazılar, makaleler, kitaplar yayınlandı, yayınlanıyor. Bu yazıda, Türk edebiyatında çığır açmış; adı Türkiye ile özdeşleşmiş olan şairimizin Almanya´da  Türkçe derslerinde işlenişi sırasında edindiğim deneyimlerden söz etmek istiyorum.

Barış ve dostluk şiirleri

 

Nazım Hikmet, barış olmadan insanların özgür ve mutlu olamayacağını düşünüyordu. Kalıcı bir dünya barışı ve barış kültürünün gelişmesi için her alanda adım adım, gün be gün uğraşıyordu. O bugünün çocuklarının yarının barışçı dünyasının kurucuları olacağını düşünerek çocuklara, gençlere yönelik şiirler yazdı. Bunlar her yaşta, her yerde, her zaman okunup anlaşılabilecek kadar oyunsuz, zorlamasız, özentisiz ama sanat değeri yüksek şiirlerdir.

Bu nitelikleri, Nazım´ın şiirlerini derslerde işlerken daha iyi görebiliyoruz.

Nazım Hikmet´in şiirlerindeki Türkçenin melodisi, ses uyumu, kafiye ve ölçü sistemi, kullanılan imgeler öğrencileri sarıp sarmalıyor. Öğrenciler Nazım´ın şiirlerini daha kolay özümleyebiliyor.

İlk ve ortaöğretimdeki Türkçe derslerinin üniteleri çoğunlukla dostluk, toplumsal uyum, önyargıları kaldırma; duygu ve düşünceleri doğru anlatabilme, düşünceleri analiz edebilme, çevresindeki olaylara eleştirel bakabilme yeteneklerinin geliştirilmesini amaçlıyor.

Nazım Hikmet´te bu beceri ve yeteneklerin kazanılmasını kolaylaştıran; sınıflara, yaş gruplarına ve öğrenme seviyelerine uygun, edebi değeri yüksek akıcı, çekici bir çok şiir var. Bunlardan ilk akla gelenler “Dünyayı Verelim Çocuklara” (1962), “Kız Çocuğu” (1956),  “Japon Balıkçısı” (1956), “Bulutlar Adam Öldürmesin” (1955) “Silahsız İnsanlar” (1956), “Umut” (1958) gibi şiirlerdir.

“Dünyayı Verelim Çocuklara” şiirini ilkokul 4.; Gesamtschule 7. sınıf öğrencileriyle işledik. Bazıları iki dilde okumak istedi. Bazı öğrenciler Almancasını daha iyi anladıklarını, daha çok sevdiklerini söyledi.

“Dünyayı Verelim Çocuklara” şiiri üç bölüm; toplam on dize. Öğrenciler bu şiiri baştan sona okuyabilir. Ama önemli olan sınıfta çok sayıda öğrenciyi şiirin dünyasına alabilmek; Okuma Şenliklerinde,  Çocuk Bayramı etkinliklerinde sahneye olabildiğince çok çocuğu çıkarabilmektir. Nazım´ın şiirleri bu yönden de öğretmene ve öğrenciye kolaylıklar sağlıyor. Sahnede seslendirdiğimiz şiirlerin havasını resimlerle, müzikle, slaytlarla  canlandırmaya çalıştık. Türkçe ve Almanca birbirini tamamladı.

“Kız Çocuğu” adlı şiir öğrencileri çok etkiliyor. Nazım bu ve benzer şiirleri türküleştirilebilecek biçimde, hece ölçüsü ve kafiye sistemini kullanarak yazmıştır.

Şiirde belirtildiğine göre, 1945´de Hiroşima´ya atılan atom bombasıyla “Kız Çocuğu”nun önce saçları tutuşmuş, sonra gözleri yanıp kavrulmuş, bütün vücudu kül olup havaya savrulmuştur. Onun kendisi için isteyeceği hiçbir şey kalmamıştır artık! Şeker bile yiyemezki kağıt gibi yanan çocuk… Şimdi onun, ölümünden on yıl kadar sonra bizden tek bir isteği vardır. Hidrojen bombası üretiminin ve denemesinin yasaklanması… Bunu için bir imza istemektedir.

“Çalıyorum kapınızı

teyze amca bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

şeker de yiyebilsinler.”

 

Söz konusu dilekçeyi 6 Ağustos 1955´te, Hiroşima´da toplanan Dünya Barış Kongresi hazırlamış ve sonra tüm dünyada 33 milyon insan imzalamıştır.

“Kız Çocuğu” şiiri bu imza kampanyası sırasında türküleştirilerek birçok dile çevrilmiş; milyonlarca çocuğun, barışseverin sesi olmuştur.

“Kız Çocuğu” ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerini derinden etkilediği gibi; ortaöğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerinde de barış içinde yaşanabilen bir dünya bilincini filizlendiriyor.

“Kız Çocuğu” hem şiir, hem türkü olarak iki dilde söylenebiliyor.

Beş bölümden oluşan şiiri beş ya da on öğrenci okuyabiliyor. Her bölüm kendi içinde ve şiirin bütününde anlam taşıdığından her öğrenci okuduğu dizelerde kendini bulabiliyor. Son dörtlük hep birlikte okununca daha etkileyici oluyor.

“Kız Çocuğu”nun olumlu etkisini “Bulutlar Adam Öldürmesin” şiirinin dizeleri de veriyor. Bu şiir ilkokullar için ağır. Ortaöğretim 9. ya da 10. sınıf öğrencileriyle işlendiğinde daha verimli oluyor.

“Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

uçurtması geçiyor ağaçlardan

siz de koşmuştunuz bir zaman

çocuklara kıymayın efendiler.

Bulutlar adam öldürmesin.”

Bu şiirler resimleştirildiğinde, türkü olarak söylendiğinde daha etkili, daha düşündürücü oluyor. Öğrencinin hayal gücünü artıran bir işlev görüyor. Uçurtması elinde koşan bir çocuk; masmavi bir gökyüzü, yada zehirli bulutlardan yağan öldürücü yağmur imgeleri öğrencilerde sağlıklı, barışçı bir çevre bilincini doğurabiliyor.

Nazım Hikmet´in şiirleri öğrencilerin Türkçeyi sözlü ve yazılı olarak kullanabilme becerilerini geliştirecek olanaklar da veriyor.

Derslerde, çeşitli sınıflarda “Kız Çocuğu”, “Bulutlar Adam Öldürmesin”, “Japon Balıkçısı” “Davet”, “Karayılan Hikâyesi”, “Ellerinize ve Yalana Dair” gibi şiirleri düz yazıya dönüştürmeyi; şiirin içeriğini kendi kelimelerimizle anlatabilmeyi denedik. Nazım´ın hayallerini, duygularını, düşüncelerini, yaşadığımız günde, kendi kelimelerimizle, kendi dilsel becerilerimizle devam ettirmeye çalıştık. Bir şiirin ilk iki bölümü Nazım´ın, son iki bölümü kendimizin oldu. Sonra Nazım´ın dizeleriyle kendimizinkileri karşılaştırdık.

Nazım sadece bir derste, bir konuda, bir sınıfta değil; her sınıfta, çeşitli amaçlarla, çeşitli ünitelerde sınıfımızdaydı. Bazan birlikte oyun oynadık. “Bul-yapıştır” oyunu çok hoşumuza gitti. İşlediğimiz bir şiirin bazı dizelerini, bazı kelime ve deyimlerini kestik; bu boş yerlere kendi kelime dağarcığımızdan uygun olanları yapıştırdık. Bu oyunun başka bir biçimi olan “boz-diz” şiirdeki düşünce zincirini, olayların akışını kavrama yönünden çok ilginç. Önce incelediğimiz şiirdeki bölümleri kesip karıştırdık. Sonra yeniden içeriğine göre dizdik. Başka bir şiiri ise dize dize kesip karıştırdık. Sonra yeniden dizip, aslıyla karşılaştırdık. “Bul yapıştır”, “”boz-diz” oyunları için Nazım´ın “Kuvayı Milliye” destanında çok şiir bulduk.

 

Eleştirel düşünme yeteneğinin geliştirilmesi

 

Çocuklar çoğu zaman boşvermişliği, bireyciliği yücelten bir ortamda yaşıyor. Kimisi ekran karşısına çakılıp kalıyor. Genellikle çocuklar, insani değerleri aşındıran, sağlıklı düşünmeyi bozan, dayanışma yerine acımasız rekabeti aşılayan, şiddeti kışkırtan, insan öldürmeyi oyunlaştıran çeşitli proğramlara bakıyor.

Çocukluktan itibaren bir çok insan çevreden bilinçlerini körelten sözler duyuyor, öğütler dinliyor.

“Her koyun kendi bacağından asılır!”, “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın!”, “Erken öten horozun başını koparırlar!”, “Bu dünya önemsizdir, öte dünyayı düşün!”, “Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyeceksin!”, “Aman politikayla uğraşma, kimseye düşüncelerini açık açık söyleme!”, “Böyle gelmiş böyle gider!  Otur oturduğun yerde; etliye sütlüye karışma! Dünyayı kurtarmak sana mı kaldı?” vb. vb.

Nazım, insanlar üzerinde çevrenin olumsuz etkilerini azaltmak; eleştirel bakış yeteneğini geliştirmek için de şiirler yazmıştır. “Ellerinize ve Yalana Dair” , “Beş Satırla”, “Dünyanın En Tuhaf Mahluku”, “Yaşamaya Dair”, “Kerem Gibi” şiirleri  çok bilinen örneklerdir.

Bu şiirlerde anlam ve biçim bütünlüğü olan her dize, kelime ya da kelime gruplarını tek tek öğrenciler okudu. Ayrıca, dizedeki anlama,  vurgulamaya, şiirin bütünlüğündeki ahenge, melodiye göre öğrenciler sınıfa dağıldı. Kimisi oturduğu yerden, kimisi sandalyesinin üstünde dikelerek, kimisi sırasının üstüne çıkarak, biri bir köşede, diğeri öteki köşede durarak öz ve biçim; ses ve anlam ilişkileri canlandırıldı. Bu yöntemle, şiir ile özdeşleşmeyi denedik.

Nazım´ın şiirleri akan bir nehir gibi… Her sınıfta, her yaş grubunda işlenirken herkes  çok çeşitli araçlarla, kendine göre içebilir, tadabilir onun hayat suyundan. Anladıkça, sevdikçe sınıfımıza geliyor Nazım; alıp gidiyor bizi engin denizlere, aydınlık günlere…

 

Bochum, 4.11. 2001                                                    Kemal Yalçın