Genel Yazılar

Dokuz Komşumuz Var, Dokuzuyla da Kavgalıyız!

 

“Yurtta sulh, cihanda sulh!” siyasetini çoktan bıraktık. Bu siyaseti çizen ve uygulayan Başkomutan ya korkakmış ya da savaşın faydalarını bilmiyormuş!

Zaman değişti, şimdi komşularımız hep yanlış yapıyor, sadece biz doğrusunu yapıyoruz! Hep onlar ters yöne gidiyorlar, sadece biz onların arasından doğru yöne gidiyoruz! “Acaba otobana biz mi tersten girdik?” diye kendimize sormuyoruz.

Her komşunun işine karışıyoruz. Her komşuya akıl veriyoruz. Her komşuya taş atıyoruz. Komşuları birbirine kışkırtıyoruz. Komşuların kendi aralarındaki kavgalarına ya gülüyoruz ya da “Oh olsun!” diyoruz. Atalarımız “Gülme komşuna gelir başına!” demişler. Komşunun evine girip bayrak dikmekten, evini başına yıkmaktan söz ediyoruz.

Komşularımızla kavga ettikçe refahımız artmıyor, azalıyor! Komşularımızla kavgalı olunca, huzursuz oluyoruz, kendimizi yalnız hissediyoruz. “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur!” diyoruz. Bir milletin kendisinden başka hiç dostu olmaz mı? Bir insanın kendinden başka bir dostu olmaz mı?

En sonunda Suudi Arabistan ile de bozuştuk. Artık Arabistan Türk mallarına  boykot ilan etti. O kapıyı da kapattık!

Komşumuz  ve kardeşimiz Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği zamanında yapılmış hatalardan kaynaklanan anlaşmazlıkları kışkırttık, işin içine din ve ırk ayrımlarını da  soktuk. İşi Müslüman-Hıristiyan, Türk- Ermeni savaşına dönüştürdük. Şimdi komşularımız savaşıyor, biz alkışlıyoruz. Ölenlerin sayılarını, yakılan yıkılan yerlerin sayılarını yarıştırıyoruz. Futbol maçı değil bu, savaş! Atılan gol değil, insan öldüren bomba!

Ölenlerin acıları beni de yakıyor. Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez! Komşularımızın bize karşı güvenlerini yıkıyoruz. Kiracı değiliz, her komşu bizim gibi vatanının sahibi! Bu günlerde yıkılan karşılıklı komşuluk ilişkilerinin acısını bizim çocuklarımız çekecek.

Yalnızlaştıkça, kendimizi güvensiz hissediyoruz ve durmadan silahlanıyoruz. Silaha yatırılan para iş ve ekmek üretmez ki! Paramızın değeri dolar ve Euro karşısında her gün eriyor. Paranın değeri düştükçe her şey pahalanıyor. Binlerce, milyonlarca gencimiz işsiz ve geleceğinden umutsuz. Türkiye’nin toplam borcu 450 milyar dolar olmuş. Her doğan çocuk 5000 dolar borç ile doğuyor.

Hata yapmak serbest, hata yapanı eleştirmek suç! Evlatlarımızı savaşa ve ölüme göndermek serbest, savaşa karşı olmak, barış istemek suç! Komşularımıza saldırmak, hakaret etmek, aşağılamak serbest, komşularımızla dostluk ve barış içinde yaşayalım demek suç!

Ülkemi, insanlarımı, komşularımı sevdiğim için dilim döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla 1998 Abdi İpekçi Türkiye Dostluk ve Barış Ödülü sahibi bir yazar olarak öncelikle komşumuz  ve kardeşimiz Azerbaycan- Ermenistan  arasındaki savaşın derhal durdurulmasını, Türkiye’nin bu savaştan elini çekmesini, anlaşmazlıkların ön koşulsuz iki ülke arasında konuşulmasını önemle rica ediyorum.

Bochum, 30 Eylül 2020, Kemal Yalçın