Edebiyat

HONAZLI DÜRBÜNCÜ GAZİ ONBAŞI MEHMET ALİ EKİN

 

MEHMET ALİ DAYIM, ÇANAKKALE SAVAŞINDA 18 MART 1915 GÜNÜ İNGİLİZ ZIRHLISINI İLK GÖREN DÜRBÜNCÜ GAZİ ONBAŞI MEHMET ALİ EKİN’DİR.

MEHMET ALİ DAYIM, MEZAR TAŞINI ÖLMENDEN ÖNCE KENDİSİ YAZDIRMIŞTI.

Bu nedenle kitabesinde ölüm tarihi yoktur.

Mehmet Ali Dayım, Kırmız Şeritli İstiklal Madalyası sahibi idi. Kendisine bağlanan maaşı “Ben Çanakkale’de, Anafartalar’da para almak için savaşmadım,” diyerek almak istemedi. Israr üzerine aldığı maaşlarla okullara, okul yapımına yardımcı oldu.

Gönen Öğretmen Okulu’nda okurken sömestre tatilinde tarih öğretmenimiz “Köyünüzde yaşayan Çanakkale savaşına katılmış canlı tarihlerle konuşunuz, anlatılanları yazınız,” diye bir ödev vermişti.

Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın da Kırmızı Honaz’dan Okumak için 1912 senesinde Süleymaniye Medresesi’ne giden ilk gençmiş.  1914’de Çanakkale Savaşına “Mülazim-i sani” olarak katılmış.

Yaralanmış, ölmemiş. Ben  Çanakkale Türküsünü dedemle birlikte söylerdim. Tüylerim diken diken olurdu.

Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın Kurtuluş Savaşında İsmet Paşa’nın emir eriymiş. İsmet Paşa’nın hediyesi olan iki kılıç ve Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası, Honaz’da İsmet Ağabeyimin evinde Ailemizin Şerefi olarak asılı durmaktadır

Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası sahibi idi. Bu Madalya hâlâ ailemizin şerefi olarak Honaz’da İsmet Ağabeyimin evinde asılı durmaktadır. Dedem de kahramanlık maaşını almak istememişti.

Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın’a ve Dayım Ali Babaoğlu Mehmet Ali Ekin’e bizzat katıldıkları Çanakkale savaşı anlattırmış ve ödevimi yazmıştım. Ben Mehmet Ali Dayım hakkındaki bilgileri bu ödev sayesinde öğrenmiştim.

 

Dedem ile birlikte: Sol başta “Kemallerin Güççük Kemal”, sağ tarafa ise “Kemallerin Goca Kemal Yalçın”. Bu fotoğrafı, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünde okurken Honaz’da çektirmiştim. Foto: İsmet Yalçın

Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın’ın Çanakkale’de yaralanmış, sağ ayağının kemiğine bir kursun saplanmış. Çocukluğumda bu kurşunu ellerdim. Dedem bu kurşun ile yaşadı ve bu kurşun ile mezara gitti.

Mehmet Ali Dayım sol yanından kurşun yemiş. Ölmemiş. Yarası iyileşince savaşa devam etmiş.

DÜRBÜNCÜ GAZİ ONBAŞI MEHMET ALİ EKİN

Mehmet Ali Dayımın gözü çok iyi gördüğünden Çanakkale savaşında dürbüncü olmuş. İngiliz zırhlısını nasıl gördüğünü, zırhlıyı nasıl batırdıklarını Tarih dersi ödevimi hazırlarken 1966 yılı Şubat ayında ağlayarak şunları anlatmıştı bana:

“Bir top mermisi yakınımıza düştü. Yer yerinden oynadı. Tozdan dumandan göz gözü görmüyordu. Toz bulutu gidince ölen, yaralan arkadaşlarımızı gördük. Bir arkadaşımızın elleri ve ayakları kopmuştu. Ölmemişti. ‘Beni diri diri toprağa gömün, düşmanın eline düşmeyeyim!’ diye yalvarıyordu. Komutanımızın emriyle diri diri mezara gömdük. Bir arkadaşımız bir türkü yaktı mezarının başında! “Çanakkale içinde vurdular beni / Ölmeden mezara koydular beni,” diye.

Sabah oldu. Komutanımız ‘Gidin diri diri gömdüğünüz gazi yerinde duruyor mu bakın,’ dedi. Gidip baktık. Mezarın üstünden geçmek üzere olan bir tankın önü havaya kalkmış, öyle duruyordu. Kolsuz ayaksız gömdüğümüz arkadaşımız dirilmiş, tankın önüne dikilmiş. Tankın önü havaya kalkmış. Tank duruyordu. Fakat diri diri gömdüğümüz arkadaşımız yoktu. ‘Uçup gitmiş!’ dediler.

Mehmet Ali Dayım’ın anlattıkları hayal miydi, gerçek miydi? Bilemedim. Ama ben duyduklarıma gerçek olarak inandım.

Mehmet Ali Dayım’ın kızı Pembe ile Rahmetli Ali İhsan Ağabeyim evlenmişti. Dört ay önce 10 Kasım 2023 tarihinde Honaz’da Pembe Yengeme bu olayı anlattırdım. Benim duyduklarım ile Pembe Yengemin anlattıkları aynı idi.

Mehmet Ali Dayım, Çanakkale Savaşından sağ salim dönüp gelmiş Honaz’a. Savaşa giderken anasının karnında olan oğlu Mehmet doğmuş büyümüş. Çocuk babasını, babası çocuğunu tanıyamamış.

Mehmet Ali Dayım askere gideceği zaman daha yeni evliymiş. Henüz çocukları da yokmuş. Hanımı Hatice  Yengem “Mehmet Ali Allah  seni korusun! Ben seni bekleyeceğim,” diyerek Honaz dokuması saf ipekten bir yalık (ipek söz mendili) vermiş. Mehmet Ali Dayım bu söz mendilini hiç kullanmamış. Kalbinin üstünde saklamış. Honaz’a sağ salim dönüp gelince, Hatice yengem sevincinden ağlamaya başlamış. Mehmet Ali Dayım, mendili cebinden çıkarmış, “Senin mendilin beni ölümlerden korudu ve kurtardı,” diyerek Hatice yengemin göz yaşlarını silmiş.  Mehmet Ali Dayım 1966 yılında hatıralarını anlatırken bu mendili sandıktan çıkardı, bana gösterdi.

GÖNÜLLÜ ASKER

Daha iki gün dinlenmeden Yunan Orduları İzmir’i işgal etmiş. Denizli’de işgale karşı Denizli Müftüsü Hulisi Efendi’nin önderliğinde ilk miting yapılmış. Mehmet Ali Dayım bu mitinge katılmış ve mitingten sonra gönüllü askere yazılmış.  Askerlik şubesi komutanı Mehmet Ali Dayımı  Tavas’taki “Şeytan Mağarası” denilen mağaradaki gizli silahları bekleyecek olan gönüllüler listesine yazmış. 6 ay kadar diğer gönüllülerle birlikte “Şeytan Mağarası”nda silahları beklemiş. Sonra Afyon Cephesi’nde savaşa katılmış. Sol yanında kurşun yemiş. Ölmemiş. 9 Eylül 1922’de İzmir’e ilk giren askerlerden biriymiş.

 

Mehmet Ali Ekin hanımı Hatice Ekin ile birlikte. Bu fotoğraf şimdi Pembe Yengemin evindedir. Yengem babasından duyduklarını bana anlattı. Kendisine çok teşekkür ederim.

Mehmet Ali Dayım, annemin büyük ağabeyi idi. Hep ata binerdi. Hiç eşeğe bindiğini görmedim. Ali İhsan Ağabeyim kızı Pembe’yi kaçırdığı için Mehmet Ali Dayım bize yedi yıl küstü. Biz hiç küsmedik. Hep sevdik ve saydık. Sonra barıştık. Mehmet Ali Dayıma küslük günlerini anlattırırdım. Gülerdi. “Senin başına gelmesin,” derdi.

COMB NE DEMEK?

Mehmet Ali Dayımın “Değirmen önü” mevkisindeki büyük bahçesine “Comb” derdi. Ne demek “Comb” bilmezdik. Mehmet Ali Dayım hüyük yakındaki büyük tarlasına da “Anafarta” derdi. Gönen Öğretmen Okulu Tarih ödevimi yapmak için Mehmet Ali Dayımla konuşmuştum. O zaman sordum.

“Dayı ‘Comb’ ne demek?”

“Ben Çanakkale’de “Comp Bayırı” denilen cephede savaştım. Comp Bayırı’nda çok kan aktı. ‘Eğer ölmezsem, ölmeden Honaz’a dönersem, Değirmen Önündeki bahçeme ‘Comb’ diyeceğim dedim. Allah beni öldürmedi! Dönüp geldim Honaz’a, ahdımı yerine getirdim.”

“Anafarta tarlasına da mı öyle isim koydum?”

“Evet, Anafartalar’da da çok insan öldü, çok kan aktı. Dönersem bir gün Honaz’a, büyük tarlamıza ‘Anafarta’ diyeceğim, dedim. İnsanın başına yazılan gelir. Kurşun yedim, ölmedim. Ahdımı yerine getirdim. Koca tarlaya ‘Anafarta’ dedim.

Mehmet Ali Dayım durdu. Sonra bana ölmeden yapacaklarını da anlattı:

“Bak Kemal, hayatta ölüme yok çare! Bir gün ben de öleceğim. Ne zaman ölürüm bilemem! Ölmeden önce mezar taşımın kitabesini yazdırdım. Ben ölürsem bu taşımı dikin mezarımın başına! Doğum tarihimi yazdırdım, fakat ölüm tarihimi yazdırmadım. Ben öldükten sonra da ölüm tarihimi yazmayın!” dedi.

Mezar taşında şunlar yazılı idi:

“2NCİ FIRKADA AHMET ZEKİ PAŞA EMRİNDE SAVAŞIP SOL TARAFINDAN YARALANDI. YUNAN ALBAYINI ÖLDÜRDÜ. DÜRBÜNCÜ GAZİ ONBAŞI MEHMET ALİ EKİN R.F. D.1315”

Mehmet Ali Dayım bir vardı, bir yok oldu!

Vasiyeti üzerine mezarı Tekeli Mezarlığı’nda yola yakın bir yere kazıldı. Ölmeden önce yazdırdığı mezar taşı başına dikildi.

Mehmet Ali Dayımın ölmeden önce kendi yazdırdığı mezar taşı. Bu fotoğrafı 2021 yılı Şubat ayında Honaz’da Tekeli Mezarlığı’nda çektim.

2021 Şubat ayında Ablam Ayşe Canpolat ile birlikte Mehmet Ali Dayımın mezarını ziyaret ettik. Karlı bir gündü. Fotoğrafını çektim. Mehmet Ali Dayımın romanını yazamadım. Şimdiki aklım olsaydı, tarih ödevimi yaptıktan hemen sonra Mehmet Ali Dayımın romanı yazardım. Aradan bunca zaman geçti. Ölenler hatıralarıyla birlikte toprak oldular.

Ben de 18 Mart 2024 günü, Almanya’da Mehmet Ali Dayım ve Dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın için bu kısa yazımı yazdım.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun!

Bochum, 18 Mart 2024, Kemal Yalçın