Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu (ATYG) kurucusu ve onursal başkanı Fakir Baykurt benim ustamdır, ağabeyimdir, hocamdır. Ondan öğrendiklerimizi, onun hatıralarını ATYG’de yaşatmaya çalışıyoruz.

Fakir Baykurt, 1929 yılında Burdur ili, Akçaköy’de doğdu. Isparta Gönen Köy Enstitüsünden mezun oldu. Ben 1963 yılında Gönen Öğretmen Okulu’nda parasız yatılı okuma hakkını kazandım. Bizler Fakir Baykurtların yaptığı yatakhanelerde yattık, onların Tınaz dağından borularla getirdikleri suları içtik. Fakir Baykurt, Gönenli öğrencilerin, bizlerin örnek aldığımız, hayran olduğumuz bir ağabeyimizdi. Hepimiz birer Fakir Baykurt olmak isterdik.

Fakir Baykurt ile ilk kez Ankara’da, 1975 TÖB-DER Genel Kurulunda tanıştım
Aradan 14 yıl geçmişti. Köprülerin altından çok sular akmıştı. Fakir Hoca ile
1989 yılı Mart ayında Almanya’da yeniden ilişki kurdum. Kendisini, “Dayanışma Girişimi” olarak Bremen’e okuma gününe davet ettik.
Okuma günü, Neue Vahr Mahallesi Kitaplığı’nda yapıldı. Fakir Hoca ile iki gün beraber oldum.
1989 yılında Fakir Baykurt’un tavsiyesi ile Bochum şehrinde, Türkçe öğretmeni oldum.

Fakir Baykurt, Bochum şehrine yarım saat uzaklıktaki Duisburg şehrinde kalıyordu. Neredeyse komşu olmuştuk. Beraberliğimiz zamanla gelişti. Benim açımdan, aramızda usta çırak ilişkisi oluştu. 1989’dan, aramızdan ayrıldığı 11 Ekim 1999’a kadar sık sık görüştük. Birlikte yolculuklar yaptık. Ben onun okuma günlerine katıldım. Çeşitli yerlerdeki konuşmalarını dinledim.
Kuzey Ren Vestfalya Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu üyesi olarak sekiz yıl, Duisburg Halk Yüksek Okulu Edebiyat Kahvesi üyesi olarak da on yıl Fakir Baykurt’un yönettiği edebiyat işliklerinde yer aldım.
Bir edebiyat ürünü nasıl yaratılır? Roman, öykü, şiir, makale, deneme nasıl yazılır? Bunları esas olarak Fakir Baykurt ustamdan öğrenmeye çalıştım. Şiirlerimi, yazılarımı, romanlarımı, öykülerimi yayınlanmadan önce ona sundum. Çok az zamanı vardı. Buna rağmen bana zaman ayırdı. Bir makalemin üç sefer düzeltmesini yaptı. Yaptığım yanlışları sabırla anlattı, hiç usanmadan beni dinledi.

Fakir Baykurt 1979 yılında Kuzey Ren Westfalya Eyaleti Eğitim Bakanlığı tarafından Türk çocuklarının eğitim sorunlarının çözümüne yardımcı olması için, danışman olarak daveti edilmişti. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye’ye gidemez hale geldi. Aynı yıllarda ben de Türkiye’ye gidemiyordum. Türkiye hasreti bizim kaderimiz haline gelmişti.
Fakir Baykurt 15 yıl süren hasret yıllarından sonra 23 Haziran 1994 tarihinde Türkiye’ye dönebildi. Düsseldorf Havaalanı’na ben götürmüştüm. Heyecanlıydı. Antalya Havaalanı’ndan giriş yapacaktı. Her ihtimale karşı tedbir almıştık. Başına bir iş gelmezse bana “Antalya’da havalar güzel!” mesajını verecekti. Bu mesaj geldiği zaman çok mutlu oldum.
Türkiye’ye özgürce gidip gelmeye başladı.

Çocukluğunda geçirdiği sarılık hastalığı 1999 yılında kötü bir hastalığa dönüştü. Binali Bozkurt ve Ali Rıza Seçme ile birlikte Essen Üniversitesi Kliniği Acil Servisine götürdük. İlk tahlil sonucu pankreas kanseri olduğu anlaşıldı. Hastaneye yattıktan 40 gün sonra 11 Ekim 1999 günü hayata veda etti.
Ruhu şad olsun! Devri daim olsun!
Sevgili Ustam Fakir Baykurt seni saygı, sevgi ve şükranla anıyorum.
Bochum, 11 Ekim 2026, Kemal Yalçın
