EdebiyatKitap TanıtımıUncategorized

Dr. TUNCAY ÖZVERİM’İN CENAZE TÖRENİNDE YAPTIĞIM KONUŞMA

Dr. Tuncay Özverim, 11 Ocak 2026, Pazar günü, saat 01.30’da, Dortmund’da vefat etti.

Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu (ATYG)  Üyesi Diş Hekimi ve yazar Dr. Tuncay Özverim, 23 Ocak 2026 tarihinde yapılan cenaze töreni ile toprağa verildi. Kızının, oğlunun, sevenlerinin başı sağ olsun!

Dr. Tuncay Özverim, İstanbullu köklü bir ailenin evladı olarak 1936 yılında Ankara’da doğdu. Babası askerî doktordu. Babasının tayinlerine bağlı olarak Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşadı. Çocukluğu 1940’larda Erzurum’da geçti. İlkokulu Ankara’da okudu. Ortaokul, lise ve üniversiteyi İstanbul’da bitirdi. Gençlik yılları Beyoğlu’nda geçti. 1959 yılında Diş Hekimi oldu. Meslek hayatının ilk yılları Hatay-Kırıkhan’da geçti. 1964 yılında Almanya’ya geldi. 40 yıl diş hekimi olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra kitap yazmaya başladı.

Her insanın, her doktorun hayatı bir romandır. Dr. Tuncay Özverim’in hayatı ise çok ilginç, maceralı bir hayattır. 2021 yılında İstanbul’da yayınladığı “Bi Heves Ben de Yazdım-Anılar Canlanır Yüreğimde” bir hatıra defteri değil, 1936-2020 yılları Türkiye’sinin ve Almanya’sının önemli tarihi olaylarının, insan ilişkilerinin, çok ilginç insan manzaralarının anlatıldığı öykülerden oluşan bir anı-romandır.

Daha sonra 2022 yılında bir kurgu öykü olan  “Nazım, Vera, İstanbul ve Ben” adlı kitabını kaleme aldı ve yayımladı. 5 ayrı kitap projesi vardı. Bunları yazmaya ömrü yetmedi.

Dr. Tuncay Özverim 2023 yılında ATYG Edebiyat Ödülü’nü almıştı.

23 Ocak 2026 tarihinde yapılan cenaze töreninde ATYG adına yaptığım veda konuşmasını aynen yayınlıyorum.

 

Dr. TUNCAY ÖZVERİM’İN CENAZE TÖRENİNDE YAPTIĞIM KONUŞMA

Sevgili Gülay ve Frank

Sevgili Orhan ve Susanne

Sevgili Can ve Emre,

Tuncay Özverim’in Değerli Akraba ve yakınları

Sevgili Dostlar,

 

Başınız sağ olsun!

Tuncay Özverim Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu üyesi idi.

Tuncay Özverim hepimizin ağabeyi idi.

Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu Eş Başkanı olarak acılarınızı paylaşıyorum.

 

Bu dünya gelimli gidimli dünya. Ölüme yok çare.

Her ölüm erken ölümdür.

Tuncay Özverim’in  ölümü de erken oldu.

Beş kitap yazma projesi vardı.

Ömrü bu kitapları yazmaya yetmedi.

 

Doktor Tuncay Özverim benim değerli, vefalı, vicdanlı bir ağabeyimdi.

“Kalemler ve Yürekler” adlı kitabımda onun hayatını da yazdım ve yayınladım.

Tuncay Abi, kaderde seni sonsuzluğa uğurlarken veda konuşması yapmak da varmış.

19 Eylül 2026 günü beni evine çağırdın. “Kemal gel seninle konuşacaklarım var,” demiştin. Bir saat kadar sonra kapını çaldım. Oturup konuştuk. Gülay da geldi.

“Tuncay Abi, yaşın yakında 90 olacak.  Maşşallah, hâlâ ayaktasın! Bunun sırrı ne?” diye sordum.

Aynen şunları söylemiştin:

“Bak Kemal. Bunun sırrını söyleyeyim sana. Ben hayatın tadını çıkara çıkara yaşadım. Ben hayatta ne yaptımsa severek, isteyerek yaptım. Ben mutlu bir insanım. Benim her tarafımdan mutluluk akar. Benim mutluluk ilacı almama gerek yok!

İnsan kendi kaderini yazamaz. Hayatımızın akışı kaderimiz olur bazen.

Benim hayatımın sırrı şudur: Ben değişen zamana, değişen dünyaya bilerek ya da bilmeyerek uyumlu yaşadım. Ben hayatta kalbimin ve beynimin sesini dinledim. Çoğu zaman da kalbimin sesini dinledim.

Ben yaşamı sevdim ve severek yaşadım.

Ben hayatı değiştirmedim, hayat beni değiştirdi.

 

Söyleşimiz bir buçuk saat kadar sürdü.

Sizin son sözlerinizi almak için tekrar sordum.

“Tuncay Abi, şimdi seni televizyonlarda, radyolarda bütün dünya, bütün insanlar dinliyor. Seni dinleyen dünyaya, seni dinleyen insanlara ne demek istersin?” dedim.

Durdunuz, düşündünüz tek tek konuşarak şunları söylediniz:

 

“Bir kere şunu derdim: Karşınızdakini dinleyiniz. Karşınızdaki insanın dinine, diline, rengine bakmadan onu dikkatle dinleyiniz.

Taraf tutmayınız, karşınızdaki insanın sizin gibi bir insan olduğunu unutmayınız. Karşınızdaki insan ile aranızda empati kurunuz.

Çocuklarınızı iyi terbiye ediniz. Çocuklarınıza vatan sevgisi veriniz. Atatürk sevgisi veriniz.

“Tuncay Abi son sözünüz nedir?” diye sorudum. Şöyle cevap verdiniz:

“Kemal son sözümü de söyleyeyim.

Son sözüm vasiyetim değildir.

Son sözüm ilk sözüm gibidir. Başkalarını dinleyiniz. Başkalarını dinlerseniz dünya daha yaşanır hale gelecektir. Sadece benim dediğim olsun derseniz kaybedersiniz.

Benim hayatımın felsefesi mutluluktur, mutlu yaşamaktır.

Sevmek ve sevilmek insan olmanın şartıdır.

İnsan evladı sevgiyle insanlaşır.

Sevmek, seviyor görünmek değildir. Gerçekten sevmektir. Sevmeden sevilemezsiniz.

Ben hayatımda severek yaşadım. İnsanları sevdim, hastalarımı sevdim, eşimi, çocuklarımı sevdim, dünyayı, evreni sevdim. Sevgi benim ilacım oldu. Sevgiyle, severek ve sevilerek yaşamak bana güç verdi, sağlık verdi.”

Tuncay Abi son sözlerini söylerken kızı Gülay ile Damadı Frank  da yanımızda idi.

Tuncay Abi konuşmasını bitirince, Gülay “Babanızdan size ne miras kalacak?” diye sordum.

“Babamdan bana kalacak miras sevgidir.

“Babamdan bana dolaplar dolusu kitap miras kalacak.

“Ben babamdan yaşamayı, hayattan zevk almayı öğrendim. Ben babamdan sevginin, ailenin önemini öğrendim. Ben babamdan dünyanın güzelliklerini öğrendim. Babamdan bana kalacak en büyük miras sevgidir,” dediniz.

 

Tuncay Abi ne mutlu sana ki Gülay gibi, Orhan gibi hayırlı evlatlar yetiştirdiniz.

Tuncay Abi ne mutlu sana ki diş hekimi olarak binlerce insana sağlık verdiniz.

Tuncay Abi bundan sonra sen yazdığın kitaplarda ve kalbimizde yaşayacaksın.

Sana veda ederken saygı, sevgi ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun!

Elveda Tuncay Abi, Elveda!

Dortmund, 23 Ocak 2026, Kemal Yalçın