Aydın Karahasan Veda Töreni ile Sonsuzluğa Uğurlandı

Aydın Karahasan

Veda Töreni ile Sonsuzluğa Uğurlandı

 

Ressam, öğretmen, yazar, düşünür, çevirmen Aydın Karahasan, 9 Haziran 2012 günü, akşam saatlerinde, Hopa ilçesi Abu İslah köyünde hayata veda etti.

12 Haziran 2012 günü, çok sevdiği, özlemiyle yanıp tutuştuğu, doya doya yaşayamadığı Abu İslah, (Azlağa, Esenkıyı) köyünde toprağa verildi.

Aydın Karahasan’ın Almanya’daki dostları onu son yolculuğuna uğurlarken yanında bulunamadılar ve bu nedenle, 17 Haziran 2012, Pazar günü, Gelsenkirchen Alevi–Bektaşi Kültür Derneği Salonu’nda bir Veda Töreni düzenlediler.

Aydın Karahasan Veda Töreni, Aydın Karahasan’ın üyesi olduğu Salkım Söğüt Edebiyat Grubu tarafından hazırlandı. Törenin sorumluluğunu Salkım Söğüt Edebiyat Grubu Üyeleri üstlendiler.

Veda Töreni, Salkım Söğüt Edebiyat Grubu, NRW Türk Öğretmenler Derneği, Gelsenkirchen Alevi–Bektaşi Kültür Derneği, Gelsenkirchen Türk Öğretmenler Derneği ve NRW-TÖB Türkçe Öğretmenler Birliği tarafından düzenlendi. Veda Töreni’ne çok sayıda Aydın Karahasan’ın dostu, seveni katıldı.

Karahasan Ailesi’ni, Aydın’ın kardeşi Yılmaz Karahasan ile kızı Meram temsil ettiler ve taziyeleri kabul ettiler.

Veda Töreni, Saat 14.00’de başladı. Sunuculuğu Salkım Söğüt Edebiyat Grubu üyelerinden Dilara Gürsoy ile Cahide Ateş yaptılar.

Dilara Gürsoy’un açış konuşmasından sonra Aydın Karahasan için saygı duruşu yapıldı. Kemal Yalçın, Aydın Karahasan’ın hayatını, düşüncelerini, kültürel kimliğini, Lazcaya ve Laz kültürüne verdiği önemi anlatarak şunları söyledi:

“Aydın, yedi dil biliyorsun, ‘en çok hangi dili seviyorsun?’ diye sormuştum. ‘Anamdan öğrendiğim Lazca bana en güzel, en akıcı, en sıcak dil olarak geliyor. Çocukluğumda evimizde Lazca konuşulurdu. Şimdi o yıllarda öğrendiğim Lazcayla sanki kendimi daha iyi ifade edebiliyorum!’ demişti.”

Aydın Karahasan, Anadili olan Lazcayı ve Laz Kültürünü korumak ve geliştirmek için  uğraşıyordu.

Lazebura - Lazcayı ve Laz Kültürünü  Koruma Derneği’nin aktif üyelerinden biriydi.

Aydın Karahasan, bilgiye susamış bir insandı. Bildiğini çekinmeden söyleyen bir insandı. Bilgi birikimi çok zengindi. Edebiyat, sanat, felsefe, dinler tarihi ve islamiyet onun ilgi alanlarının başında geliyordu.

Aydın Karahasan, Ömer Hayyam’ın hayranıydı. Ömer Hayyam’ın rubailerini Farsçadan çevirebilmek için Farsça öğrenmişti. 25 yıl uğraşarak, Ömer Hayyam’ın 400 rubaisini Türkçeleştirmişti.

Aydın Karahasan’ın kardeşi, Yılmaz Karahasan, 2.5 milyon üyeli Almanya Metal İşçileri Sendikası’nın on bir kişilik Merkez Yürütme Kurulu’nda görev almış olan Almanya’daki ilk ve tek göçmen işçiydi.

Aydın Karahasan ve Yılmaz Karahasan’ın mücadeleci, tutarlı devrimci kişilikleri babaları Ömer Karahasan’ın kişiliği ve mücadeleci yaşamıyla ilgilidir.

Baba Ömer Karahasan, 1946 yılında Zonguldak Maden İşçileri Sendikası’nı kurmuş ve on yıl kurucu başkanlığını yapmıştı. Ayrıca Ömer Karahasan 1961 Anayasası’nı yapan Kurucu Meclis’te Türkiye İşçi Sınıfını temsilen yer almış olan beş işçinden biriydi.

Aydın Karahasan, Türkiye Sendikal mücadelesinin babası sayılan Ömer Karahasan’ın oğluydu.”

Kemal Yalçın, bu açıklamalardan sonra,  Aydın Karahasan’ın 2009 yılında söylediği son  sözlerini de aktardı. Aydın Karahasan şunları söylemişti:

“Henüz en iyi resmimi yapamadım. Hep öğrenmeye çalıştım. Öğrenme heyecanım sönmedi. Bilgi açlığım geçmedi. Ömer Hayyam’ın dediği gibi hâlâ işimin ustası olmuş değilim.

 

Dünya denilen zincire doymuş değilim

İşimi bir an bile boş koymuş değilim

Ömrümce şu dünyada hep öğrenci idim

Hâlâ işimin ustası olmuş değilim

 

Türkiye halkına son sözümü soracak olursan...

Şunu demek isterdim: İnancınız kadar düşünmeyi de öne çıkarın.

İnanç kadar, düşünme kavramını da öne çıkarın!

Son sözüm bu olacak!»

 

Kemal Yalçın’ın konuşmasından sonra, Dilara Gürsoy ve Cahide Ateş Aydın Karahasan’ın çevirmiş olduğu rubailerden örnekler sundular ve çeşitli şairlerden  törenin ruhuna uygun şiirler okudular. İranlı Mitra Fazeli de Cahide Ateş’in okuduğu bir rubainin Farsçasını okudu.

*

Kuzey Ren Vestfalya Türk Öğretmen Derneği adına Dolunay Şimşek söz aldı ve Aydın Karahasan’ın yerinin doldurulamaz bir insan olduğunu dile getirdi ve baş sağlığı dileklerini sundu.

 

Kuzey Ren Vestfalya Türkçe Öğretmenler Birliği (NRW-TÖB) adına Ali Mahir Abdik, Aydın Karahasan’ın örgütçü kişiliğine vurgu yaptı.

 

Ressam İsmail Çoban, Aydın Karahasan’ın sanatçı kişiliğini dile getirdi. “Çok üzgünüm! Aydın Karahasan, yeri doldurulamayacak çok yönlü bir insan, tutarlı bir aydınlanmacı idi,” dedi.

 

Salkım Söğüt Edebiyat Grubu üyesi Yazar Ali Haydar Avcı, konuşmasında, “Her ölümün erken olduğunu, Aydın Karahasan’ı ise çok erken kaybettiğimizi” vurgulayarak, duygularını halk edebiyatından ölüm üzerine dizeler okuyarak dile getirdi.

 

*

Yılmaz Karahasan, törende Karahasan Ailesi adına duygulu bir konuşma yaptı. Sözlerine Nazım Hikmet’in

“Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim!”

dizeleriyle başlayarak şunları söyledi:

“Evet, bu ağabeyimin de hasretiydi. O kalemiyle, fırçasıyla, söz ve eylemleriyle gerçekleştirmeye, gidermeye çalıştı ömrü boyunca bu hasretini. Ağabeyim, bu hasretini gerçekleştiremeden ayrılmak zorunda kaldı aramızdan. İstediği için değil, ölümü engelleyemediği için.

Ama bizler, Aydın’ın geride bıraktığı dost, kardeş, ve kavga arkadaşları, Nazım Hikmet’in, Aydın’ın, milyonların bu hasretinin gerçekleştirilmesi kavgasını devam ettireceğiz; ettirmek zorundayız.”

Yılmaz Karahasan, sözlerini yaşlı gözlerle şöyle tamamladı:

“Aydın, Ağabeyim, sana sesleniyorum! Bak yalnız değilsin! Tüm dostların, kavga arkadaşların yanında! Şu anda nerede isen kal orada, bekle!

Günün birinde teker teker geleceğiz yanına!

Hoşça kal Ağabeyim!”

*

Veda Töreni’nde, Salkım Söğüt Edebiyat Grubu’ndan Gül Yurtseven, Hasan Şahin, Kenan Akbaba da  saz ve sözleriyle Aydın Karahasan’ın sevdiği türküleri söylediler. Aydın’ın dostları da hep birlikte, “Yiğidim aslanım” ve “Eğil salkım söğüt eğil” türkülerini söylediler.

*

Oberhausen Bezek Edebiyat İşliği adına grup sözcüsü Raci Helvalı bir konuşma yaptı. Aydın Karahasan’ın sadece iyi bir ressam değil, aynı zamanda iyi bir çevirmen, iyi bir edebiyat eleştirmeni olduğuınu dile getirdi.

*

Aydın Karahasan’ın kızı Dr. Meram Karahasan, Hopa’dan döner dönmez Gelsenkirchen’e gelerek Veda Töreni’ne katılmıştı. Meram, kısaca babasını ve babasının Abu İslah’taki cenaze törenini anlattı. “Babam vasiyetinde öldükten sonra yakılmasını istemişti. Fakat Türkiye’de, Abu İslah köyünde bu mümkün değildi. Fakat annem babamın istediği doğrultuda kesin tavrını koydu. ‘Aydın imam, cami istemiyordu. Cenazesi camiye götürülmeyecek, imam gelip dua etmeyecek!’ dedi. Böylece annemin kararlı tutumuyla babamın vasiyeti yerine getirilmiş oldu.”

Meram’ın üzüntüsü ve duyguları göz yaşı olup akıyordu. “Daha fazla konuşamayacağım. Babacığım seni çok özleyeceğim!” diyerek sözlerine son verdi.

*

Aydın Karahasan’ın yoldaşları, dava arkadaşları Haşmet Atasoy, Hamdi Maskar onun mücadeleci, tutarlı devrimci  kişiliğini anlattılar. Öğretmen Sabri Çakır Aydın Karahasan’ın öğretmen kişiliğini anlattı.

*

Lazebura–Laz Kültürünü ve Lazcayı Koruma Derneği adına Nurten Altuntaş-Alpaslan, söz aldı ve Aydın Karahasan’ın Hopalı bir Laz olarak Lazebura’nın kurulmasında ve gelişmesinde Aydın Karahasan’ın katkılarını dile getirdi. Aydın Karahasan’ın  resimli bir Lazca sözlük hazırlığı içinde olduğunu, bu sözlüğü kaldığı yerden devam ettireceklerini söyledi. Nurten Altuntaş-Alpaslan, ayrıca Aydın Karahasan’ın, 2009 yılında Başbakanlık Makamı’na gönderilen, Lazların demoktarik talep ve istemlerini dile getiren dilekçeyi kaleme alanlardan biri olduğunu açıkladı.

*

Köln Radyosu emekli redaktörlerinden Osman Okkan, yaptığı duygulu konuşmasında Aydın Karahasan’ın vefalı, kara gün dostu bir insan olduğunu başından geçen bir anıyı anlatarak dile getirdi.

“Çalışma alanlarımızın farklı, yaşadığımız şehirlerin birbirinden uzak olması nedeniyle Aydın Karahasan ile sık sık görüşemezdik, ama gönüllerimiz daima birdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra birgün Hürriyet gazetesi beni ‘Teröristlerin başı olarak gösteren’ bir haber yayınlamış, beni sıkıyönetim komutanlığına ve askeri mahkemeye ihbar etmişti. Türkiye’de aranır duruma düşmüştüm. O günlerde Almanya’da Münster şehrinde yaşıyordum. Bir derneğimiz vardı. Haberin yayınlandığı gün derneğimize üyelerden kimse gelmedi. Fakat akşam üzeri Aydın Karahasan, işten çıktıkan sonra, arabasına binip ta Bochum’dan Müster’e gelmiş ve ‘Üzülme! Bu günler de geçer! Her zaman yanındayım!’ diyerek bana güç vermiş, desteğini sunmuştu. Aydın Karahasan, sadece benim değil, darda kalan, işleri ters giden, başı derde giren herkesin derdine derman olmak isteyen vefalı bir insandı. ”

*

Avrupa Alevi Dernekleri Federasyon Yönetim Kurulu Üyelerinden İsmail Kaplan da Aydın Karahasan’ın özgür düşünen ve düşündüğünü korkmadan ifade eden, çok okuyan, ansiklopedik bilgiye sahip araştırmacı kişiliği üzerinde durdu.

“Aydın Karahasan, hoş sohbet, nüktedan bir insandı. Düşüncelerini ifade ederken, taşı gediğine kor, güzel bir fıkra anlatırdı. Aydın, dostlarının yanlışlarını çekinmeden yapıcı bir tarzda, kırmadan eleştirirdi,” dedi.

Daha sonra Nurdeniz Kaplan da gitar eşliğinde söylediği bir şarkı ile Aydın Karahasan’a veda etti.

*

Essen Üniversitesi Türkçe Bölümü Öğretim Üyelerinden Berin Uyar, “Aydın Karahasan iyi bir dost, iyi bir arkadaş, iyi bir yoldaştı. Ben onun anısına, 12 Eylül 1980 sonrasında Metris Askeri Cezaevi’nde tutuklu iken arkadaşlarımla birlikte bestelediğimiz Veda Şarkısı’nı söylemek istiyorum,” diyerek Veda Şarkısı’nı söyledi.

*

Törende Molla Demirel, Yücel Feyzioğlu, Suna Koç, Cabbar Cura, söz alarak Aydın Karahasan’dan anılarını anlattılar, Aydın Karahasan için yazdıkları şiirleri okudular. Erdal Şahin de, Aydın Karahasan için Ruhi Su tarzında iki türkü söyledi. Salkım Söğüt Edebiyat Grubu üyelerinden Kenan Akbaba, saz ve sözüyle Aydın Karahasan’a hakkındaki duygularını dile getirdi.

*

Aydın Karahasan ailesine çok sayıda  mesaj gelmişti. Bu mesajlar sadece üç tanesi okunabildi, zaman darlığı nedeniyle diğer mesajları gönderenleri  tek tek isimleri söylendi.

*

Veda Töreninin son bölümünde Salkım Söğüt Edebiyat Grubu üyelerinden Kâzım Güzel, Aydın Karahasan için yazdığı şiirini okudu,  ardından altı ay önce kendi çektiği Aydın Karahasan’ın bir konuşmasını video filmi olarak gösterdi. Daha sonra yemekler ve tatlılar yendi. Veda Töreni Dilara Gürsoy’un okuduğu rubai eşliğinde kırmızı şarap içilerek sona erdi:

 

Öldüğümde sarapla yıkayın bedenimi,

Talkında da hep sarapla yad edin beni,

Mahşer günü dostlar beni arar iseler,

Tanısınlar şarap kokusundan tenimi.

*

Aydın Karahasan’ın dostları yüreklerinden geçen sözler ve dileklerle onu sonsuzluğa uğurladılar:

Sevgili Aydın Karahasan,

Seni sonsuz yolculuğuna uğurluyoruz.

Güle güle Aydın!

Elveda!

Hatıralarının, düşüncelerinin, ideallerinin  önünde saygıyla eğiliyoruz!

Huzur ve nur içinde yat!

Gün eksilmesin üstünden!

Toprağın bol olsun!

Toprağın çiçeklensin!

Toğrağında biten çiçeklerin solmasın!

 

Gelsenkirchen / 17 Haziran 2012