21 Subat Dünya Anadili Günü

 

21 Şubat Uluslararası Anadili Günü

 

Anadili bayrakları dalgalansın!

 

 

İki dillilik zenginliktir!

Kemal Yalçın

Türkçe Anadili Öğretmeni

 

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO  Genel Kurulu, 1999 yılında, 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etti. İlk olarak 2000 yılında kutlandı. O günden bu yana kutlanıyor.

Uluslararası Anadili Günü’nün amacı, velilere, politikacılara, eğitimcilere, kısaca herkese anadilin önemini  ve değerini göstermek; anadile sahip çıkılmasını, doğru öğrenilmesini, doğru kullanılmasını ve korunmasını sağlamaktır. Bu konuda insanlara sorumluluklarını anımsatmak, anadili sevgisini ve bilincini geliştirmek bu günün amaçları arasındadır.

Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır. Anadili, beni ben; bizi biz yapan kültürel özelliklerin; tarihsel, toplumsal, ruhsal, düşünsel mirasımızın taşıyıcısıdır. Anadili, insan kişiliğini oluşturan dayanakların başında gelir.

 


Bayraklar değişir, sınırlar değişir; ama anadili kolay kolay değişmez.

Varolduğumuz, mayalandığımız topraklardan kopulabilir, ama anadilimizden kolayca kopulamaz.


Türkiye'den Almanya'ya göçmeye başlayalı kırk yılı geçti. Üç beş kuruş kazanıp geriye dönülecekti. Dönenler döndü. Çoğumuz burada kaldı. İnsan yeşil bir çimen gibidir zaten. Bir avuç toprak, bir avuç güneş, bir damla huzur buldu mu kök salar, yeşerir.
Yıllardır döviz makinası olarak görüldük. Kırk yıldır Türkiye'deki siyasal yaşamdan uzak tutulduk. Bir seçim hakkını bile bizlere çok gördüler. Kardeşimiz duymadı sesimizi, eloğlu duydu!


Bizi sadece anadilimiz terketmedi. Derdimizi de, sevincimizi de anadilimizle dillendirdik. Sevdamazı, aşkımızı; umudumuzu, düşümüzü hâlâ anadilimizle en içten anlatabiliyoruz. Bilincimizin, gönlümüzün en sıcak rüzgarları anadilimizle esiyor efil efil; türkü türkü...


Şimdi deniyor ki...


Anadili çocuğun Almanca öğrenimini engellermiş; çocuğun aklını karıştırırmış! Bu savlar yirmi otuz yıl önceleri de ileri sürülmüştü. Anadili Eğitimi sadece Almanya'ya özgü bir olgu da değildi. Göçmen alan ülkelerin tümünde benzer olgular, benzer sorunlar yaşandı, yaşanıyor.

Gerek Almanya'da, gerek diğer göçmen alan ülkelerde gericiler, milliyetçiler; "Tek dil, tek kültür!" diyen siyasal çevreler göçmenlerin, azınlıkların dillerini küçümsediler, horladılar; bu dilleri unutturmaya, yok etmeye çalıştılar. Bu yöndeki çabalarını, kötü niyetlerini gizleyebilmek için de, "Anadii çocuğun aklını karıştırır; dil öğrenimini engeller!" tezini ileri sürdüler. Oysa, bilimsel gerçeklere göre, iyi öğrenilmiş olan Anadili, ikinci bir dilin öğrenilmesini engelemez; tam tersine kolaylaştırır.

Anadili kültürel zenginliktir


Anadili sadece kelime bilgisi değil; kültürel bir zenginliktir. İnsanlar kendi kültürel kökleri ve kültürel mirasıyla, içinde yaşadığı toplumun kültürel dünyasına katılırsa sağlıklı bir uyum gösterebilir.
Kültürel alanda verimli ve yaratıcı olabilir. Anadili, kültürel değerleri yasaklanmış, horlanmış bir insan, içinde yaşadığı toplumla barışık olamaz. Kendini güvensiz hisseder. Bu nedenle çok kültürlü, çok uluslu bir toplumda toplumsal barışı, barış kültürünü hayata geçirmenin bir yolu da bilimsel, demokratik, özgür bir Anadili Eğitimi'nden geçer.

Anadili Eğitimi kısıtlanıyor.

Bu gerçeklerin ışığında Almanya'da Anadil Eğitimi'ne 1980 sonrasında ağırlık verildi. Anadili Eğitimi hakkı başta Alman dilbilimcileri, demokratik güçleri, ilerici partileri olmak üzere her milletten demokratların, barışseverlerin, ilericilerin uzun, sabırlı, bilinçli mücadeleleriyle kazanıldı.


Dr. Johannes Meyer-Ingwersen, Meline Pohlman, Prof. Dr. Klaus Liebe-Harkort, Brenda Başar, Dr. Ender Hepsöyler, Dr.Christoph Schroeder, Mete Atay, Bilge Atay, Sabri Çakır, Prof. Dr. Onur Güntürkün, Jagoda Illner, Ali Dağdeviren, Emin Özdemir, Dr. Eike Thürmann, Hüseyin Çölgeçen gibi değerli insanların bilimsel çalışmaları, katkıları, mücadeleleriyle Anadil Eğitimi ve özel olarak Türkçe Anadil Eğitimi sistemli, düzenli hale gelmiştir. Kuzey Ren Vestfalya Eyaletli’nde Türkçe, Kürtçe, Yunanca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Arapça, Farsça, Sırpça başta olmak üzere 24 dilde Anadili Eğitimi yapılıyor. Toplam 1350 Anadili öğretmeni var. Bunların 800 kadarı Türkçe Anadili öğretmenidir Eyalet Hükümeti, tasarruf önlemi olarak, 2003 yılından itibaren, kademeli olarak 450 Anadili öğretmeni kadrosunu kaldırma kararı almıştır. Bu karar 24 dilde yapılan Anadili Derslerini kısıtlayacaktır. Türkçe Anadili Dersleri ve Türkçe öğretmenleri çoğunlukta olduğudan, bu karardan en çok Türkçe Anadili Dersleri ve Türkçe öğretmenlerini etkilenecektir.

 

 

 

Her şey değişti, değişiyor...


Yirmi yıl öncesinin velileri, öğrencileri, toplumu yok artık... 0 zamanlar Türkçe derslerine katılan öğrencilerin çoğunluğu Türkiye'de doğmuş, büyümüştü. Türkçe’leri, Almanca’ya göre daha iyiydi. Velilerin çoğu Türkiye'ye geri dönmeyi düşünüyordu. Anadili Eğitiminin amacı bu beklentiye göre belirlenmişti.


Toplumsal süreç tam tersine gelişti. Velilerin çoğu buraya yerleşti. Bir milyon kadarı Alman vatandaşı oldu, Alman vatandaşlığına geçiş süreci devam ediyor. Öğrencilerin çoğu burada doğup büyüdü. Anadili Eğitiminin içeriği ve amaçları artık Alman toplumuna sağlıklı bir uyumu; çok kültürlü, çok uluslu bir Almanya ve Birleşik Avrupa'nın ihtiyaçlarını göz önüne alıyor. Bu olumlu bir gelişmedir. Fakat, Anadili Dersleri diğer derslerle eşit değerde olmalıdır. Anadili dersi notları, sınıf geçmeyi etkilemelidir.

İğneyi kendimize, çuvaldızını başkasına...


Anadili Eğitimi konusunda çuvaldızı başkasına batırırken, iğneyi de kendimize batırmalıyız. Anadili Derslerine katılan öğrencilerin sayısı ve ilgisi giderek düşüyor. Katılması gereken öğrencilerin ancak yarısından azı Türkçe derslerine katılıyor. Bu sayı eyaletlere göre değişiyor. Örneğin Berlin'de Türkçe derslerine katılım oranı yüzde onun altına düşmüştür.

 

Almanya’da üç milyona yakın insan Türkçe konuşmaktadır.

Türkçe Dünyada en çok konuşulan on dilden biridir.

Türkçe Avrupa’da konuşulan ikinci büyük anadildir.

Türkçe Almanya’da konuşulan ikinci büyük anadildir.

Almanya’da her gün okula giden yarım milyondan fazla öğrenci Türkiye kökenlidir ve anadilleri Türkçedir.

Fakat diğer anadiller gibi, Türkçe de giderek solmaktadır. Anadillerin solması, unutulması dünya kültür zenginliği için bir kayıptır.


 Her insanın anası, dünyanın en güzel anasıdır. Her insanın anadili de dillerin en güzelidir. Anadili bayraklarının sevgiyle, hoşgörüyle, özgürce dalgalanması çok dilli, çok kültürlü toplumlardaki kültürel gelişmeyi artırır; toplumsal barışı, insanlar arasındaki dostluğu çiçeklendirir.


Anadili Eğitimi hakkının korunup geliştirilmesi için Alman kamuoyu kazanılmalı, kendi insanlarımız bilinçlendirilmeli, diğer anadilleri konuşan insanlarla ortak mücadele yürütülmelidir. Anadili, hem Alman kültürü hem de Almanya'daki Türkiyelilerin kültürel dünyaları için bir zenginliktir.

Anadil bayrakları dalgalanmalıdır.

İki dillilik zenginliktir.




Bochum, 18 Şubat 2010,                                             Kemal Yalçın